Âli İmrân Suresi 154. Ayet


Arapça

ثُمَّ أَنزَلَ عَلَيْكُم مِّن بَعْدِ الْغَمِّ أَمَنَةً نُّعَاسًا يَغْشَى طَآئِفَةً مِّنكُمْ وَطَآئِفَةٌ قَدْ أَهَمَّتْهُمْ أَنفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللّهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِ يَقُولُونَ هَل لَّنَا مِنَ الأَمْرِ مِن شَيْءٍ قُلْ إِنَّ الأَمْرَ كُلَّهُ لِلَّهِ يُخْفُونَ فِي أَنفُسِهِم مَّا لاَ يُبْدُونَ لَكَ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الأَمْرِ شَيْءٌ مَّا قُتِلْنَا هَاهُنَا قُل لَّوْ كُنتُمْ فِي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذِينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ إِلَى مَضَاجِعِهِمْ وَلِيَبْتَلِيَ اللّهُ مَا فِي صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحَّصَ مَا فِي قُلُوبِكُمْ وَاللّهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ


Türkçe Okunuşu

Summe enzele aleykum min ba’dil gammi emeneten nuâsen yagşâ tâifeten minkum, ve tâifetun kad ehemmethum enfusuhum yezunnûne billâhi gayral hakkı zannel câhiliyyeh(câhiliyyeti), yekûlûne hel lenâ minel emri min şey’(şey’in), kul innel emre kullehu lillâh(lillâhi), yuhfûne fî enfusihim mâ lâ yubdûne lek(leke), yekûlûne lev kâne lenâ minel emri şey’un mâ kutilnâ hâhunâ, kul lev kuntum fî buyûtikum le berezellezîne kutibe aleyhimul katlu ilâ medâciihim, ve li yebteliyallâhu mâ fî sudûrikum ve li yumahhısa mâ fî kulûbikum, vallâhu alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).


Kelimeler

summe sonra
enzele indirdi
aleykum size, sizi
min ba'di sonradan, sonra
el gammi gam, keder
emeneten emniyet, güvenmek
nuâsen sukunet veren uyku
yagşâ sarıp kaplıyor
tâifeten bir grup, topluluk, cemaat
min-kum sizden
ve tâifetun ve bir grup, topluluk, cemaat
kad ehemmet-hum onlar kendilerine ehemmiyet vermişlerdi, önemsemişti
enfusu-hum kendilerini, canlarını
yezunnûne bilirler, yakîn derecesinde inanırlar
bi allâhi Allah'a
gayre el hakkı haksız
zanne el câhiliyyeti cahiliye zannı ile
yekûlûne derler
hel lenâ bizim için var mı
minel emri işten, emirden
min şey'in bir şeyden
kul de, söyle
inne el emre muhakkak ki emir, iş
kulle-hu onun hepsi
li allâhi Allah'a ait, Allah için
yuhfûne gizliyorlar, saklıyorlar
fî enfusi-him nefslerinde, içlerinde
mâ lâ yubdûne leke sana açıklamadıkları bir şey
yekûlûne derler
lev kâne lenâ bizim için olsaydı
minel emri işten, emirden
şey'un bir şey
mâ kutilnâ biz öldürülmezdik
hâ-hunâ burada
kul de, söyle
lev kuntum siz ... bile olsaydınız
fî buyûti-kum evlerinizde
le bereze elbette, mutlaka çıkardı
ellezîne ki onlar
kutibe yazıldı, farz kılındı
aleyhim onlara, onların üzerine
el katlu katl, ölüm
ilâ medâcii-him yatacakları, düşecekleri
ve li yebteliye allâhu ve Allah'ın sınaması için
mâ fî sudûri-kum sinelerinizde olan
ve li yumahhısa ve temize çıkarmak (fitneden kurtarmak)
mâ fî kulûbi-kum kalplerinizde olandan
ve allâhu ve Allah
alîmun en iyi bilen
bi zâti es sudûri sinelerin sahip olduğu, sinelerde olan

Mealler

Abdullah-Ahmet Akgül Meali Sonra (o yenilgi ve) kederin ardından üzerinize bir güvenlik (duygusu) indirdi, (rahatlamak ve o şaşkınlığı atlatmak üzere) bir uyuklama ki, içinizden bir grubu sarıveriyordu. (Sizden) Bir grubu da, nefisleri can derdine düşürmüştü; Allah'a karşı haksız yere cahiliye zannıyla (kötü) zanlara kapılarak: “Bu işten bize ne var ki? (Cihada katıldık da ne kazandık?) ” diyorlardı. De ki: “Şüphesiz işin (takdirin) tümü Allah'ındır.” Onlar (münafıklar), Sana açıklamadıkları şeyi içlerinde gizli tutuyorlar, “Bu işten bize (hayırlı) bir şey olsaydı, biz burada öldürülmezdik” diye (sızlanıyorlardı) . De ki: “Evlerinizde olsaydınız da üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar, yine devrilecekleri (ölüp mezarı boylayacakları) yerlere gidecekti. (Kimse ölümden kaçamazdı. Bunu) Allah, sizi deneyip sinelerinizdekini açığa çıkarmak ve kalplerinizde olanı arındırmak için (yaptı) . Allah, göğüslerin-gönüllerin özünde (saklı) olanı bilip durandır.”
Abdulbaki Gölpınarlı Meali Bu gamdan sonra size emniyetle bir uyku verdi ki içinizden bir bölüğü sarıp kapladı. Bir bölükse can kaygısına düşmüştü. Allah hakkında, Müslümanlıktan önceki bilgisizlik çağında olduğu gibi haksız zanlara kapıldılar. Diyorlar ki: Bu işte nemiz var bizim? De ki: Bütün işler Allah'ındır. Onlar, sana açıklamadıklarını yüreklerinde gizliyorlar ve bu işte payımız olsaydı burada öldürülmezdik diyorlar. De ki: Evlerinizde de olsanız, öldürmeleri yazılanlar, gene çıkarlar, öldürülüp yatacakları yerlere giderlerdi ve Allah, gönüllerinizde olanları yoklamak, yüreklerinizdekini artırmak için yaptı bunu ve Allah, yüreklerinizde ne varsa hepsini bilir.
Abdullah Parlıyan Meali Sonra Allah, bu kederin ardından size bir emniyet duygusu ve bazılarınızı sarıp kuşatan bir iç sükûneti, uyuklama hali vermişti. Kendi canlarının kaygısına düşmüş, münafık bir gurup da, Allah'a karşı haksız yere cahiliye devrindekine benzer düşüncelere kapılıyorlar. “Bu işten bize ne” diyorlardı. Ey peygamber! De ki: “Bütün işler Allah'ındır.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde gizliyorlar. “Bizim elimizden bir şey gelseydi burada öldürülmezdik” diyorlar. Onlara şöyle söyle: “Evlerinizde kalmış olsaydınız bile, öldürülmesi kararlaştırılmış olanlar, devrilecekleri yere mutlaka çıkıp giderlerdi.” Ve bu başınıza gelenlerin tümü Allah'ın göğüslerinizde barındırdığınız herşeyi denemesi ve kalplerinizin içini her türlü boş ve yararsız şeylerden arındırması içindir. Zira Allah, inananların kalplerindeki herşeyi bilendir.
Ahmet Tekin Meali Sonra o kederin ardından Allah üzerinize bir güven, içinizden bir kısmını saran ağır bir uyku indirdi. Kendi canlarının kaygısına düşmüş bir grup da, Allah'a karşı haksız yere İslâm dışı, cahiliyet devrindekine benzer düşüncelere kapılıyorlar: “Yönetimde sözümüz mü geçiyor ki? Tedbir konusunda bizim görüşümüz mü alındı ki? Beklenilen zaferden, ganimetten bize bir pay mı var ki? Bizim elimizden bir şey mi gelir ki?” mânâlarına gelen lastikli, tarizli sözler söylüyorlardı. Sen: “Zafer, üstünlük tamamen Allah'ın tasarrufundadır” de. Onlar senin karşında açıkça söyleyemeyecekleri asıl düşüncelerini içlerinde gizliyorlar: “Bizim fikrimizle hareket edilse, tedbirlerimiz dikkate alınsaydı, burada içimizden bu kadar ölü vermezdik” diyerek tenkit ediyorlardı. Sen de: “Evlerinizde oturmuş olsaydınız bile, öldürülmesi takdir edilmiş olanlar, öldürülecekleri yerlere çıkıp giderlerdi. Allah gönüllerinizdekini denemek, akıllarınızdakini, kalplerinizdekini temizlemek için böyle yaptı. Allah gönlünüzdeki sırları bilir.” de.*
Ahmet Varol Meali Sonra kederin ardından üzerinize bir güven, içinizden bir kısmınızı bürüyen bir uyuklama indirdi. Bir grup da canlarının derdine düşmüşlerdi; cahiliye zannıyla, Allah hakkında, haksız düşüncelere kapılmaya başladılar. Bunlar: "Bu işten bize bir şey var mı?" diyorlardı. De ki: "İş (buyruk) tamamiyle Allah'a aittir." Onlar sana açıklamadıklarını kalplerinde gizliyorlar. "Bu işten bize bir şey olsaydı burada öldürülmezdik" [19] diyorlar. De ki: "Eğer evlerinizde olsaydınız, haklarında öldürülme hükmü yazılmış olanlar yine mutlaka düşecekleri yerlere varırlardı." Allah kalplerinizde olanı imtihan etmek gönüllerinizi arındırmak için (bu durumlarla sizi karşılaştırıyor). Allah kalplerde olanı bilir.*
Ali Bulaç Meali Sonra kederin ardından üzerinize bir güvenlik (duygusu) indirdi, bir uyuklama ki, içinizden bir grubu sarıveriyordu. Bir grup da, canları derdine düşmüştü; Allah'a karşı haksız yere cahiliye zannıyla zanlara kapılarak: 'Bu işten bize ne var ki?' diyorlardı. De ki: 'Şüphesiz işin tümü Allah'ındır.' Onlar, sana açıklamadıkları şeyi içlerinde gizli tutuyorlar, 'Bu işten bize bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik' diyorlar. De ki: 'Evlerinizde olsaydınız da üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar, yine devrilecekleri yerlere gidecekti. (Bunu) Allah, sinelerinizdekini denemek ve kalplerinizde olanı arındırmak için (yaptı). Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.
Ali Fikri Yavuz Meali Sonra o kederin arkasından üzerinize Allah bir emniyet, bir uyku indirdi. Öyle ki, içinizden bir zümreyi (öz müminleri o uyku) sarıyordu. (münafıklardan ibaret) bir zümreyi de, nefisleri, can kaygısına düşürmüş, gözleri uyku tutmaz olmuştu; Allah'a karşı cahiliyyet zannı gibi haksız bir zan besliyor ve; “- Bu zafer işinden bize ne?” diyorlardı. (Rasûlüm), de ki: “- Bütün iş Allah'ındır.” Onlar, nefislerinde, sana açamadıkları bir şey gizliyorlar: “- İş elimizde olsa, zorla savaşa çıkarılmasaydık burada öldürülmezdik” diyorlardı. (Rasûlüm) de ki: “- Evinizde de olsaydınız, üzerlerine ölüm yazılmış (takdir edilmiş) bulunanları yine dışarı çıkacak, düşüp kaldıkları yerleri çaresiz boylayacaklardı.” Allah, Uhud savaşındaki bu olayları, kalblerinizde olan ihlâs ve nifakı meydana çıkarmak ve yüreklerinizdeki niyyetleri pâk ve öz yapmak için başınıza getirdi. Allah kalplerde olanı pek iyi bilir.
Bahaeddin Sağlam Meali Sonra Allah, o keder ve sıkıntının ardından üzerinize bir güven indirdi. Bir grubunuzu bürüyen bir uyku ve esneme salıverdi (onları rahatlattı.) Bir grup da can kaygısına düşmüşlerdi. Cahiliyet devrindeki inançlar gibi Allah hakkında gerçek dışı şeyler düşünüyorlardı. “Bu işin idaresinde bizim de payımız var mı?” diyorlardı. Sen de ki: “Bütün idare Allah’ındır.” Sana göstermedikleri şeyi içlerinde gizliyorlardı. Onlar: “Eğer bir payımız olsaydı, biz burada öldürülmezdik.” diyorlardı. Sen de ki: “Eğer evinizde de olsaydınız, kendilerine ölüm yazılanlar, dışarı çıkarak düşüp öldükleri bu yerlerine geleceklerdi.” Allah bu savaşı diledi ki, içinizi (özünüzü) olgunlaştırsın, kalplerinizi (kirlerden) temizlesin. Allah sinelere sahip her canlıyı çok iyi bilendir.
Bayraktar Bayraklı Meali Sonra O, bu kederin ardından, size bir emniyet duygusu ve uyku hali, bazılarınızı sarıp kuşatan bir iç sükûneti bağışladı; oysa sadece kendilerini düşünen ötekiler, Allah hakkında yanlış fikirlere -putperest câhiliye düşüncelerine- kapıldılar ve “Bu konuda o zaman bir karar yetkisine sahip miydik?” diye kendi kendilerine sordular. De ki: “Bütün karar yetkisi, yalnızca Allah'a aittir!” Onlara gelince, onlar “Eğer bir karar yetkimiz olsaydı, ardımızda bu kadar çok ölü bırakmazdık” diyerek, ey Peygamber, sana göstermeyecekleri o iman zayıflığını içlerinde saklamaya çalışıyorlar. Onlara de ki: “Evlerinizde de kalmış olsaydınız, içinizden ölümü takdir edilmiş olanlar, devrilecekleri/öldürülecekleri yere mutlaka çıkıp giderlerdi.” Bu başınıza gelenlerin hepsi, Allah'ın göğüslerinizde barındırdığınız her şeyi sınaması ve kalplerinizin içini her türlü boş ve yararsız şeylerden arındırması içindir. Zira Allah, insanların sinelerindeki her şeyi bilir.
Cemal Külünkoğlu Meali Sonra o üzüntü ve kederin ardından Allah üzerinize bir güven, bir uyuklama indirdi ve içinizden bir kısmınızı bu uyku kendinden geçirircesine sarıverdi. Kendi derdine düşen daha başkaları ise, cahiliye kafasıyla Allah hakkında gerçek dışı zanlara kapılarak: “Bu işten bize ne var ki?” diyorlardı. (Ey Resulüm!) De ki: “Şüphesiz bütün iş (yetki ve karar) Allah'ındır.” Onlar, sana açıklayamadıkları şeyi içlerinde gizli tutuyorlar ve: “Bu işten bize bir şey olsaydı, biz burada öldürülmezdik (kardeşlerimiz öldürülmezdi)” diyorlar. De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu gönüllerinizdeki (ihlâs ve fitne gibi) şeyleri yoklamak ve kalplerinizdeki (vesveseleri) temizlemek için yaptı. Allah, sinelerdekini (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.”
Diyanet İşleri Meali (Eski) Kederden sonra, bir takımınızı kendinden geçirecek şekilde size huzur ve emniyet indirdi; oysa bir takımınız da kendi derdlerine düşmüşlerdi. Haksız yere Allah hakkında, cahiliye devrinde olduğu gibi inanıyorlar. "Bu işte bizim bir fikrimiz var mı?" diyorlardı; De ki: "Buyruğun hepsi Allah'ındır". Sana açmadıklarını içlerinde gizliyorlar. "Bu işte bizim fikrimiz alınsaydı, burada öldürülmezdik" diyorlar. De ki: Evlerinizde olsaydınız, haklarında ölüm yazılı olan kimseler, yine de devrilecekleri yere varırlardı. Bu, Allah'ın içinizde olanı denemesi, kalblerinizde olanı arıtması içindir. Allah gönüllerde olanı bilir.
Diyanet İşleri Meali (Yeni) Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. De ki: “Bütün iş, Allah’ındır.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.”
Diyanet Vakfı Meali Sonra o kederin arkasından Allah size bir güven indirdi ki, (bu güvenin yol açtığı) uyuklama hali bir kısmınızı kaplıyordu. Kendi canlarının kaygısına düşmüş bir gurup da, Allah'a karşı haksız yere cahiliye devrindekine benzer düşüncelere kapılıyorlar, «Bu işten bize ne!» diyorlardı. De ki: İş (zafer, yardım, herşeyin karar ve buyruğu) tamamen Allah'a aittir. Onlar, sana açıklayamadıklarını içlerinde gizliyorlar. «Bu işten bize bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik» diyorlar. Şöyle de: Evlerinizde kalmış olsaydınız bile, öldürülmesi takdir edilmiş olanlar, öldürülüp düşecekleri yerlere kendiliklerinden çıkıp giderlerdi. Allah, içinizdekileri yoklamak ve kalplerinizdekileri temizlemek için (böyle yaptı). Allah içinizde ne varsa hepsini bilir.  *
Edip Yüksel Meali Sonra o üzüntünün ardından, içinizden bir grubu sakinleştiren güven dolu bir uykuyu üzerinize indirdi. Bir kısmınız bencilce kendi derdine düşmüş, cahiliye döneminde olduğu gibi ALLAH hakkında yanlış düşünceler üretiyor ve, "Bu işte bir yetkimiz varmı," diyordu. "Tüm yetki ALLAH'ındır," de. Sana açmadıklarını içlerinde gizliyorlardı. "Bizim bir yetkimiz olsaydı burada öldürülmezdik," diyorlar. De ki, "Evlerinizde dahi olsaydınız, aranızda ölmesi kararlaştırılanlar devrilecekleri yere doğru sürüneceklerdi." ALLAH böylece göğüslerinizdekini dener ve kalplerinizdekini arıtır. ALLAH en gizli düşünceleri bilir
Elmalılı Hamdi Yazır Meali Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize öyle bir eminlik, öyle bir uyku indirdi ki, o, içinizden bir zümreyi örtüp bürüyordu. Bir zümre de canları sevdasına düşmüştü. Allah'a karşı, cahiliyet zannı gibi, hakka aykırı bir zan besliyorlar ve "Bu işten bize ne?" diyorlardı. De ki: "Bütün iş Allah'ındır". Onlar sana açıklamayacaklarını içlerinde saklıyorlar (ve) diyorlar ki: "Bize bu işten bir şey olsaydı burada öldürülmezdik". Onlara şöyle söyle: "Eğer siz evlerinizde olsaydınız bile, üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar yine muhakkak yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gidecekti. Allah (bunu) göğüslerinizin içindekini denemek ve yüreklerinizdekini temizlemek için yaptı. Allah göğüslerin içinde olanı bilir.
Elmalılı Meali (Orjinal) sonra o gamın arkasından üzerinize bir emniyyet indirdi: bir uyku ki içinizden bir taifeyi sarıyordu, bir taife de nefisleri sevdasına düşmüşlerdi: Allaha karşı cahiliyye zannı nâ hak bir zan besliyorlardı: «var mı bize o emirden bir şey?» diyorlardı, «hakikat emrin hepsi Allahın» de, onlar nefislerinde sana açamadıkları bir şey gizliyorlar: «bizim emirden bir hıssamız olsa idi burada katlolunmazdık» diyorlar, deki: «evinizde de olsa idiniz üzerlerine katil yazılmış bulunanlar yine çıkacak düşüb kaldıkları yerleri çaresiz boylıyacaklardı, Allah sinelerinizdekini yoklamak ve yüreğinizdekini meydana çıkarmak içindir ki bunu başınıza getirdi, Allah sinelerin kühnünü bilir
Hasan Basri Çantay Meali Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize öyle bir emînlik, öyle bir uyku indirdi ki o, içinizden bir zümreyi örtüb bürüyordu. Bir zümre de canları sevdasına düşmüşdü. Allâha karşı câhiliyyet zannı gibi hakka aykırı bir zan besliyorlar ve: «Bu işden bize ne?» diyorlardı. De ki: (Habîbim), «Bütün iş Allahındır». Onlar sana açıklamayacaklarını içlerinde saklıyorlar, diyorlar ki: «Bize bu işden bir şey (bir pay) olsaydı burada öldürülmezdik». Şöyle de: «Siz evlerinizde olsaydınız bile üzerlerine öldürülmesi yazılmış (takdîr edilmiş) olanlar yine muhakkak yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıb gidecekdi. (Allah bunu) göğüslerinizin içindekini yoklamak, yüreklerinizdekini temizlemek için (yapdı). Allah, sîynelerdeki özü hakkıyle bilendir.
Hayrat Neşriyat Meali Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize bir emniyet, bir uyku indirdi ki, (o hâl)içinizden bir tâifeyi (samîmî mü'minleri) bürüyordu; (münâfıklardan) bir tâife de vardı ki, doğrusu nefisleri, kendilerini derde düşürmüş, Allah hakkında haksız yere, câhiliye zannıyla zanda bulunuyorlardı. “Bu işten (zafer ve galibiyet va'dinden) bize bir şey var mı?” diyorlardı. (Ey Resûlüm!) De ki: “Şübhesiz iş tamâmıyla Allah'a âiddir!”(1) Sana açıklayamayacaklarını içlerinde gizliyorlar. (Birbirlerine:) “Eğer (Muhammed'in dediği gibi) bu işten bize bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik” diyorlardı. De ki: “Evlerinizde bile bulunsaydınız, üzerlerine ölüm yazılmış olanlar, (öldürülerek)yatacakları yerlere mutlaka çıkıp giderlerdi!” Artık (bu, birçok hikmetler ve) Allah'ın sînelerinizde olanı denemesi, hem kalblerinizde olanı temizlemesi içindir. Çünki Allah, sînelerin içinde olanı hakkıyla bilendir.*
İlyas Yorulmaz Meali Savaş sonrası size isabet eden yenilgiye üzülmenizden sonra, Allah üzerinize bir sükunet indirdi. Bu sükunet sizden bir gurubu kaplamış, yine sizin içinizden bir gurup da kendi şahsiyetlerini ön plana çıkarmış ve cahiliyyet döneminde yaptıkları gibi, Allah'a haksız yere yanlış zanlarda bulunuyorlardı. “Bu işte bizim payımız (savaş bize ne kazandırdı) ne oldu” diyorlardı. Deki “İşlerin tamamı (sonucunu tayin etmek) Allah'a aittir. Sana açıklayamadıklarını içlerinde gizliyorlar. “Keşke bu işte (savaşta) bizim de katkımız olsaydı (bizim fikrimiz alınsaydı) savaş meydanında bu kadar çok (insanımız) öldürülmezdik” diyorlar. Deki “Evlerinizde olsanız ve ölüm onların üzerine yazılmış olsaydı, yataklarında dahi ölüm onları bulurdu. Allah içlerinizden geçirdiklerinizle sizi denemek ve kalplerinizi arındırmak için (yenilgileri size tattırıyor). Allah göğüslerin ne barındırdığını (içinizden geçenleri) en iyi bilendir.
Kadri Çelik Meali Kederden sonra bir takımınızı (kaçtıklarına pişman olanları) saracak şekilde size güven veren hafif bir uyku indirdi; kendi canlarının kaygısına düşmüş bir grup ise haksız yere Allah hakkında cahiliye zanlarına kapıldılar. “Bu işten (Allah'ın yardımından) bir payımız var mı?” diyorlardı. De ki: “İşlerin tümü Allah'ındır.” Sana açmadıklarını içlerinde gizliyorlar. “Bu işten (Allah'ın yardımından) bir nasibimiz olsaydı, burada öldürülmezdik” diyorlar. De ki: “Evlerinizde olsaydınız, haklarında ölüm yazılı olan kimseler, yine de devrilecekleri yere gelirlerdi.” Bu, Allah'ın içinizde olanı denemesi ve kalplerinizde olanı arıtması içindir. Allah gönüllerde olanı bilir.
Mahmut Kısa Meali Derken Allah bu üzüntünüzün ardından, üzerinize tatlı bir uyuklama, içinizi okşayan bir huzur ve güven duygusu indirdi. Bu duygu, içinizden bir kısmını dalga dalga sarıp kuşatıyordu. Münâfıkların oluşturduğu diğer bir grup ise, sırf kendi canlarının kaygısına düşmüşlerdi. Allah hakkında, İslâm öncesi câhiliye döneminden kalma putperest kafasıyla, yalan yanlış düşünceler besliyorlardı. Allah’ın müminlere yardım etmeyeceğini, bu dâvânın artık bittiğini söylüyorlardı. Yenilginin faturasını hep Peygambere çıkararak, şöyle diyorlardı: “Bu işlerin kararlaştırılmasında bizim yetkimiz mi var?Niçin bizim sözümüz dinlenmedi? Yetki ve egemenlikte bizim de payımız olsaydı, bu hâllere düşer miydik?” Sen de onlara de ki: “Doğrusu her önemli konuda karar verme yetkisi, tamamen ve sadece Allah’a aittir. Sözü dinlenecek, emirlerine kayıtsız şartsız itaat edilecek yegâne otorite ve egemenlik kaynağı, Allah’ın kitabıdır.” Aslında onlar, sana açıkça söyleyemedikleri İslâm düşmanlığını ve sana karşı besledikleri kin ve nefretlerini içlerinde gizleyerek: “Bu konuda karar verme yetkisi bizde olsaydı, Medîne’de şehir savunması yapar, burada böyle öldürülmezdik, yani dostlarımızı, kardeşlerimizi bir hiç uğruna ölüme göndermezdik!” diyorlar. Böylece, bir yandan İslâmî yönetimden hoşnut olmadıklarını ima ederken, öte yandan ölüm ve ecel konusunda Allah’ın irâdesini hafife alıyorlar. Buna karşılık, onlara de ki: “Hayır, öyle değil! Siz veya Uhud savaşında şehit olan yakınlarınız, şâyet Allah yolunda mücâdeleyi terk edip evlerinizde kalmış olsaydınız bile, Allah, içinizden bazılarının —sizin bilmediğiniz hikmet ve sebeplerle— o gün orada ölmesini takdir etmişse, kendilerine ölüm yazılmış olanlar, mutlaka ölecek ve kabirde yatacakları yere gideceklerdi. Bu durumda hangi güç onları ölüm yolculuğundan alıkoyabilirdi? Unutmayın ki, her canlı için ölüm kaçınılmaz bir gerçektir. O hâlde, ölümden kaçma adına Allah yolunda mücâdeleyi terk etmenin size bir faydası olmayacaktır.” “Peki, bunca sıkıntılara katlanmamızın hikmeti nedir?” diye soracak olursanız; Allah, göğsünüzdeki iman ve samîmiyet derecesini ölçüp sınamak ve yüreğinizdeki korkaklık, bencillik ve miskinlik gibi kötü duygu ve düşünceleri söküp atarak iç dünyanızı tertemiz yapmak için sizi imtihân etmektedir. Hiç kuşkusuz Allah, kalplerin içindeki bütün gizli niyet ve düşünceleri bilmektedir.
Mehmet Türk Meali Sonra o sıkıntının ardından Allah, içinizden bir grubun üzerine, kendilerini saran bir güven duygusu ve uyku,1 indirmişti. Diğer grup2 ise; kendi derdine düşmüştü. Çünkü onlar Allah hakkında cahiliyye zihniyetiyle, gerçek dışı bir düşünceye kapılarak: “Bu işte bizim de bir payımız var mı?”3 diyorlardı. (Ey Muhammed!) Onlara: “(Hayır,) işlerin tamamı, kesinlikle Allah’a aittir.” de. Aslında onlar, sana açıklayamadıkları bir şeyi içlerinde saklıyarak, kendi kendilerine: “Eğer bu işte bizim bir payımız olsaydı4 şimdi biz, burada böyle öldürülmezdik.” diyorlar. Sen de onlara: “Eğer siz, evlerinizde de olsaydınız, öldürülmeleri takdir edilmiş olanlar, mutlaka öldürülecekleri yerlere çıkıp gideceklerdi.” de. (Şunu iyi bilin ki) Allah (bunu) gönüllerinizdekini denemek ve kalplerinizde bulunanları temizlemek için yaptı. Çünkü Allah, gönüllerin özündekileri, çok iyi bilir.*
Muhammed Esed Meali Sonra O, bu kederin ardından, size bir emniyet duygusu, bazılarınızı sarıp kuşatan bir iç sükûneti bağışladı; 112 oysa sadece kendilerini düşünen ötekiler, Allah hakkında yanlış fikirlere -putperest cahiliyye düşüncelerine- kapıldılar ve “[Bu konuda]) o zaman bir karar yetkisine sahip miydik?” diye (kendi kendilerine) sordular. 113 De ki: “Bütün karar yetkisi, yalnızca Allah'a aittir!” 114 [Onlara gelince,] onlar, “Eğer bir karar yetkimiz olsaydı, ardımızda bu kadar çok ölü bırakmazdık” 115 diyerek [ey Peygamber,] sana göstermeyecekleri o [iman zayıflığı]nı içlerinde saklamaya çalışıyorlar. [Onlara] de ki: “Evlerinizde de kalmış olsaydınız, [içinizden] ölümü takdir edilmiş olanlar, devrilecekleri yere mutlaka çıkıp giderlerdi.” Ve bu [başınıza gelenlerin tümü], Allah'ın göğüslerinizde barındırdığınız her şeyi sınaması ve kalplerinizin içini 116 her türlü boş ve yararsız şeylerden arındırması içindir: Zira Allah, [insanların] kalplerindeki her şeyi bilir.
Mustafa İslamoğlu Meali Sonra (Allah), bu elemin ardından size bir güven hissi, bir kısmınızı çepeçevre kuşatan bir iç sükuneti bahşetti. Diğer bir kısmınız ise canlarının derdine düşmüşlerdi; Allah hakkında, haddini bilmezlik çağı olan Cahiliyye’ye özgü,[677] yanlış tasavvurlara kapıldılar. Diyorlardı ki: “(Savaşa) emir-komuta[678] etmede bizim de pay sahibi olmamız gerekmez miydi?” De ki: “Bütün yetki, yalnızca Allah’a aittir.” Onlar ise içlerinde gizleyip sana göstermedikleri gerçek duygularını (şöyle) dile getiriyorlardı: “Eğer bizim de emir-komuta(ya iştirak etme) yetkimiz olsaydı, burada bu kadar ölü vermezdik.” De ki: “Evlerinizde kalmış olsaydınız dahi (fark etmezdi); o ölüm, ölümü mukadder olanları, yine de yataklarına kadar izlerdi.” Bu da, Allah’ın göğüslerinizde olan her bir şeyi sınaması ve kalplerinizde olanları arıtıp damıtması içindir: zira Allah kalplerin içini bilir.*
Ömer Nasuhi Bilmen Meali Sonra o gamın ardından üzerinize bir emniyet, hafif bir uyku indirdi ki, sizden bir zümreyi örtüp kaplayıverdi. Sizden bir tâifeyi de nefisleri kaygıya düşürmüştü. Allah Teâlâ'ya karşı cahiliye zannı gibi hakka muhalif bir zanda bulunuyorlardı. Diyorlardı ki: «Bize bu emirden bir şey var mıdır?» De ki: «Şüphesiz emrin hepsi de Allah'ındır.» Onlar sana açıklamıyacakları şeyleri kendi nefislerinde gizleyiverirler. Derler ki: «Eğer bizim için bu emirden bir şey olsaydı burada katlolunmazdık. De ki: «Eğer sizler evlerinizde olsaydınız, üzerlerine katledilmeleri yazılmış olanlar yine çıkar, ölüp yatacakları yerlere kadar muhakkak giderlerdi.» Ve Allah Teâlâ göğüslerinizin içinde olanı meydana koymak ve kalblerinizde olanı temizlemek için (bu hadiseyi vücuda getirirdi). Ve Allah Teâlâ sinelerde bulunanları hakkıyla bilendir.
Suat Yıldırım Meali Sonra o kederin peşinden üzerinize bir güven duygusu indirdi. Sizden bir kısmını bürüyen tatlı bir uyku hali verdi. Bir kısmınız ise can derdine düşmüş, Allah hakkında Cahiliye devrindekine benzer, gerçek dışı şeyler düşünüyorlar: “Bu işin kararlaştırılmasında bizim yetkimiz mi var? Ne gezer! ” diye söyleniyorlardı. De ki: “Bütün yetki ve karar Allah'ındır” Onlar aslında içlerinde, sana karşı açığa vuramadıkları birş eyler saklıyor ve kendi aralarında: “Bu emir ve komuta işinde bir payımız olsaydı, şimdi burada olmaz, öldürülmezdik. ” diyorlardı. De ki: Siz evlerinizde dahi olsaydınız, haklarında ölüm takdir edilenler, mutlaka düşüp ölecekleri yerlere doğru çıkacaklardı. Allah, sizin içinizde olanı sınamak ve kalplerinizi her türlü vesvese ve kirden arındırıp pırıl pırıl yapmak içindir ki bunu başınıza getirdi. Allah sinelerin özünü dahi bilir. [48, 12]*
Süleyman Ateş Meali Sonra o üzüntünün ardından (Allah) size bir güven, bir kısmınızı bürüyen bir uyku indirdi; bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah'a karşı cahiliyye zannı gibi haksız bir zanda bulunuyorlar: "Bu işten bize bir şey var mı?" diyorlardı. De ki: "Bütün iş, Allah'a aittir." Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde gizliyorlar. Diyorlar ki: "Bu işten bize bir fayda olsaydı, burada öldürülmezdik." De ki: "Evlerinizde dahi olsaydınız, yine üzerine öldürülme(si) yazılmış olanlar, mutlaka (vurulup) yatacakları yeri boylardı. Allah göğüslerinizdekini denemek, kalblerinizdekini açığa çıkarmak için (bunları başınıza getirdi)". Allah göğüslerin özünü bilir.
Süleymaniye Vakfı Meali O kederden sonra size bir güven duygusu ve bir kesimi rahatlatan tatlı bir uyku verdi. Bir kesim de kendi derdine düşmüştü. Allah hakkında, gerçek dışı kuruntulara, cahiliye kuruntusuna kapılarak "Bu işten elimize ne geçti ki?" diyorlardı. De ki: "Bütün işler Allah içindir". Sana açmadıklarını içlerinde gizliyor, "Bu iş lehimize olsaydı burada öldürülmezdik" diyorlardı. De ki: "Evlerinizde bile olsaydınız, öldürülecekleri yazılanlar, düşecekleri yere kadar gelirlerdi". Bunlar, Allah'ın içinizde olanı denemesi ve kalplerinizdeki kirleri iyice gidermesi içindir. İçinizde ne olduğunu bilen Allah’tır.
Şaban Piriş Meali Sonra, o kederin ardından size öyle bir güven öyle bir uyku indirdik ki O, içinizden bir grubu kapladı. Bir grup da canlarının derdine düşüp, Allah hakkında, cahiliye (dönemi) zannı ile doğru olmayan bir zanda bulunuyorlardı: -Bu işten bize ne? (Bizmi gelmek istedik) diyorlardı. De ki:-İş tamamıyla Allah'ındır. İçlerinde, sana açıklamadıkları bir şey gizliyorlar.-Bizim görüşümüz alınsaydı, burada öldürülüp gitmezdik, diyorlar. De ki:-Evlerinizde bulunsaydınız bile, öldürülecekleri takdir olunanlar yatırılacakları yere giderlerdi. Bu, Allah'ın gönüllerinizdekini denemesi ve kalplerinizdekini temizlemesi içindir... Allah, gönüllerde olanı hakkıyla bilir.
Ümit Şimşek Meali Bu gamdan sonra Allah size bir emniyet indirdi ve içinizden bir kısmını kaplayan bir uyku verdi. Kendi derdine düşen daha başkaları ise, Cahiliyet kafasıyla Allah hakkında gerçek dışı zanlara kapılmışlardı. Onlar “Yönetimde bizim de bir payımız olacak mı?” diyorlar. Sen, “Emir bütünüyle Allah'ındır” de. Gönüllerinde ise, sana açıklayamadıkları şeyi gizliyorlar. Diyorlar ki: “Eğer yönetimde bizim de bir payımız olsaydı, burada böyle öldürülmezdik.” De ki: Siz evinizde bile olsanız, ölümleri takdir edilmiş olanlar, evlerinden çıkıp, düşecekleri yere varacaklardı. Allah, gönüllerinizde olanı sınamak ve kalplerinizdekini temizlemek için bunları başınıza getirdi. Allah, gönüllerde saklı ne varsa hepsini bilir.
Yaşar Nuri Öztürk Meali Sonra bu kederin ardından üzerinize, içinizden bir grubu sarıp kuşatan, güven verici bir uyku indirdi. Bir grup da -gerçekten onlar kendi canlarının derdine düşmüştü- Allah hakkında gerçek dışı sanılara, cahiliye düşüncelerine kapılıyordu. "Şu işten bize bir şey var mı?" diyorlardı. De ki: "Emir/iş ve oluş tümüyle Allah'ındır." Öz benliklerinde, sana açıklamaz oldukları şeyler saklıyorlar. Diyorlar ki: "Bu işten bizim lehimize bir şey olsaydı, şuracıkta öldürülmezdik." Söyle onlara: "Evlerinizde kalsaydınız bile, üzerlerine ölüm yazılmış olanlar, uzanacakları yerleri muhakkak boylayacaklardı." Bu, Allah, göğüslerinizdekini denesin, kalplerinizdekini ortaya çıkarsın diyedir. Allah, göğüslerin özünü çok iyi bilir.
M. Pickthall (English) Then, after grief, He sent clown security for you. As slumber did it overcome a party of you, while (the other) party, who were anxious on their own account, thought wrongly of Allah, the thought of ignorance. They said: Have we any part in the cause? Say (O Muhammad): The cause belongeth wholly to Allah. They hide within themselves (a thought) which they reveal not unto thee, saying: Had we had any part in the cause we should not have been slain here. Say: Even though ye had been in your houses, those appointed to be slain would have gone forth to the places where they were to lie. (All this hath been) in order that Allah might try what is in your breasts and prove what is in your hearts. Allah is Aware of what is hidden in the breasts (of men).
Yusuf Ali (English) After (the excitement) of the distress, He sent down calm on a band of you overcome with slumber,(465) while another band was stirred to anxiety by their own feelings, Moved by wrong suspicions of Allah.suspicions due to ignorance. They said: "What affair is this of ours?"(466) Say thou: "Indeed, this affair is wholly Allah.s." They hide in their minds what they dare not reveal to thee. They say (to themselves): "If we had had anything to do with this affair, We should not have been in the slaughter here." Say: "Even if you had remained in your homes, those for whom death was decreed would certainly have gone forth to the place of their death"; but (all this was)(467) that Allah might test what is in your breasts and purge what is in your hearts. For Allah knoweth well the secrets of your hearts.*

İslam Vakti Mobil Uygulamaları