Şuarâ Suresi 158. Ayet


Arapça

فَأَخَذَهُمُ الْعَذَابُ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ


Türkçe Okunuşu

Fe ehazehumul azâb(azâbu), inne fî zâlike le âyeh(âyeten), ve mâ kâne ekseruhum mu’minîn(mu’minîne).


Kelimeler

fe o zaman, böylece
ehaze-hum onları aldı (yakaladı)
el azâbu azap
inne muhakkak
fî zâlike bunda
le mutlaka, elbette, muhakkak
âyeten âyet, delil, kanıt
ve mâ kâne ve olmadı
ekseru-hum onların çoğu
mu'minîne mü'minler

Mealler

Abdullah-Ahmet Akgül Meali (Ancak iş işten çoktan geçmişti) Böylece azap onları yakaladı. Gerçekten bunda bir ayet vardır, ama (insanların) onların çoğu iman edenlerden olmayacaklardır.
Abdulbaki Gölpınarlı Meali Azap, onları helak ediverdi. Şüphe yok ki bunda bir delil var, fakat halkın çoğu inanmaz.
Abdullah Parlıyan Meali O sebeple Salih'in önceden haber verdiği azap, onları kıskıvrak yakaladı. Şüphesiz bu kıssada da, insanlar için bir ders vardır, onlardan çoğu buna inanmasalar da…
Ahmet Tekin Meali Şiddetli bir gürleme halinde âni bir darbe onların işini bitirdi. Bunda da, kesinlikle bütün insanlar için ibretler, alınacak dersler vardır. Onların çoğu iman edecek değildi.
Ahmet Varol Meali Çünkü kendilerini azap yakaladı. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu iman etmemişti.
Ali Bulaç Meali Böylece azab onları yakaladı. Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.
Ali Fikri Yavuz Meali Çünkü azab kendilerini yakalayıverdi. Muhakkak ki bunda bir ibret var. Öyle iken (arkadan gelenlerin) çoğu mümin olmadı.
Bahaeddin Sağlam Meali Bunun üzerine azap onları yakalayıverdi. Şüphesiz bunda önemli bir ayet (ve delil, mucize) vardır. Fakat çokları inanmadılar.
Bayraktar Bayraklı Meali Çünkü felâket başlarına geldi. Onların çoğu inanmamış olsa da, bunda kesinlikle bir ders vardır.
Cemal Külünkoğlu Meali Şüphesiz bunda (alınacak büyük) bir ders vardır. (Buna rağmen) yine de onların çoğu iman etmediler.
Diyanet İşleri Meali (Eski) Bunun üzerine onları azap yakaladı. Doğrusu bunda bir ders vardır, fakat çoğu inanmamıştır.
Diyanet İşleri Meali (Yeni) Böylece onları azap yakaladı. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.
Diyanet Vakfı Meali Bunun üzerine onları azap yakaladı. Doğrusu bunda, büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.
Edip Yüksel Meali Ve ceza onları yakaladı. Bunda bir ders var; ancak çoğunluk inanmaz."
Elmalılı Hamdi Yazır Meali Çünkü kendilerini azap yakalayıverdi. Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir.
Elmalılı Meali (Orjinal) Çünkü kendilerini azâb yakalayıverdi şüphesiz bunda mutlak bir âyet var öyle iken ekserîsi mü'min olmadı
Hasan Basri Çantay Meali Çünkü kendilerini o azâb yakalayıverdi. Şübhesiz bunda mutlak bir âyet (ibret) vardır. Böyle iken onların çoğu îman ediciler değildir.
Hayrat Neşriyat Meali Çünki, azab onları yakaladı. Şübhe yok ki bunda apaçık bir ibret vardır. Fakat onların çoğu îmân etmiş kimseler değildir.
İlyas Yorulmaz Meali Bunun ardından da onları azap yakaladı. Bu olayda alınacak ibretler var. Amma insanların çoğu inanmıyorlar.
Kadri Çelik Meali Böylece azap da onları yakaladı. Şüphesiz bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değillerdi.
Mahmut Kısa Meali Çünkü zâlimler için uygun görülen hakettikleri azap, onlarıansızın yakalayıvermişti. Dinle, ey insan; hiç kuşkusuz bunda, ilâhî adâleti gözler önüne seren apaçık bir delil, bir işâret var fakat insanların çoğu, yine de inanmamakta diretiyor.
Mehmet Türk Meali (Bunun üzerine) azap onları derhal yok etti.1 Şüphesiz bu (Salih kıssasında, insanlar için) bir ibret vardır, ama onların çoğu (hâlâ) inanmadılar.*
Muhammed Esed Meali çünkü [Salih'in önceden haber verdiği] azap onları kıskıvrak yakaladı. Şüphesiz bu [kıssada da insanlar için] bir ders 69 vardır; onlardan çoğu [buna] inanmasalar da…
Mustafa İslamoğlu Meali çünkü onları malum azap kıskıvrak yakalamıştı. Elbet bu (Sâlih kıssası)nda da, alınacak bir mesaj mutlaka vardır; fakat insanların çoğu yine de inanmayacaklardır.
Ömer Nasuhi Bilmen Meali Artık onları azap yakaladı. Şüphe yok ki, bunda bir ibret vardır. Böyle iken onların çokları imân etmiş olmadılar.
Suat Yıldırım Meali Çünkü bildirilen azap onları bastırıverdi. Elbette bunda alınacak ibret vardı. Fakat onların ekserisi ders alıp da iman etmezler. *
Süleyman Ateş Meali Ve azab onları yakaladı. Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar.
Süleymaniye Vakfı Meali O azap onları hemen yakaladı. Bu olayda kesin bir belge vardır ama bunların çoğu inanacak değillerdir.
Şaban Piriş Meali Çünkü onları azap yakaladı. Bu olayda gerçekten bir ibret vardır. Fakat onların çoğu yine de iman etmiş değildir.
Ümit Şimşek Meali Azap onları yakalayıverdi. İşte bunda bir âyet vardır. Fakat onların çoğu yine iman etmez.
Yaşar Nuri Öztürk Meali Sonunda azap onları yakaladı. Bunda elbette bir ibret var. Ama onların çoğu inanan kişiler değildi.
M. Pickthall (English) So the retribution came on them. Lo! herein is indeed a portent, yet most of them are not believers.
Yusuf Ali (English) But the Penalty seized them. Verily in this is a Sign: but most of them do not believe.

İslam Vakti Mobil Uygulamaları